“Dinî kitap” da ne demek

Korona virüsü nedeniyle pek idrak edemediğimiz mübarek üç aylar dinî okumaların arttığı bir dönem oluyor genelde. Ebeveynler bu dönemde özellikle de Ramazan ayı ile birlikte çocuklara yönelik dinî kitaplarla daha fazla ilgileniyorlar. Kitap ve etkinlik tavsiyesi istiyorlar.

Kitap ve etkinlik listelerinden önce konuşulması gereken bazı hususlar var.

Dinî kitap ve dinî olmayan kitap ayrımından başlayalım. Bu ayrımı belirleyen şey nedir? Bir kitaba dinî özellik katan nedir?

Descartes’le başlayan Batılı aydınlama sürecinin beraberinde getirdiği sekülerizm hayatı/yaratılışı ikiye ayırmıştı: beden ve ruh(zihin). Bu ayrım neticesinde neyin bu dünyaya ait olduğu ve neyin “öteki” dünyaya ait olduğu belirlendi. Dahası “öteki” dünya kavramı da buharlaştırıldı. Zamanla ruh/zihin de bedenle bütünleştirildi. Derken tamamıyla sekülerleşti modern dünya. Yani dünyevileşti.

Bu anlamda zamanla bu dünyadan bahseden her şey dünyevî, sadece din konularına yer veren şeyler de dinî olarak kategorilendirildi.

Oysa âlemde din dışı olan bir şey yoktur. Namazın rekatı, orucun sevabı, sadakanın önemi ne kadar din konusu ise maddenin yapısı, bitkinin rengi, güneşin doğuşu, demirin erimesi de o kadar dine ait meselelerdir. Daha doğrusu tüm bunlar Allah’ın yaratma alanına girdiği için ikili ayrımı reddeder.

Bir şeyin dine aykırılığı, dinî olmaması o şeyin Yaratıcı’ya ait kılınmamasıyla olur. Bir coğrafya kitabı, evrenin oluşumunu Yaratıcı dışında bir şeyle, maddi bir şeyle açıklarsa din dışı bir özellik kazanır. Bir insan atom konusunu okurken oradaki İlahi İrade’yi de okuyorsa o kitap dinî özellik kazanır.

Yaratılmış olan her şeyin bilgisi bu yönüyle dinîdir. Yaratılmışı nasıl okuduğumuz en önemli ayrımdır; dini olanla olmayanı bu okuma şekli belirler.

İbadetler ve fetvalar vs. gibi başlıklar altındaki konuları “İslamî ilimler” olarak ele alıp okumak daha doğru. Çünkü çoğunlukla okumasını yaptığımız bu tür kitaplar dinî değil İslamî oluyor yani şeriatı, ilmihâli öğretiyor.

Bugün adına “din eğitimi” denilen kavramsallaştırma ile ilgili hâlen tartışmalar devam etmektedir. Ama bizce en önemli net yargı bu sekülerleşmeyi doğru okumakla başlamaktadır.

“Değerler Eğitimi” ifadesinin de günümüzde son derece rasyonel bir zemine çekildiğini belirtmek isterim. Değerler ussal bir zeminde mi konuşulacak (etik) yoksa aşkın olanla birlikte mi anlayacağız bu değerli olma durumunu?

Bir ağaç bir insana Yaratıcı’nın varlığını hissettirir, bildirir. Ol sebep bir ağacı okumak bile dinî bir okumadır. Zihinimizi, bedenimizi kategorilere bölen, bizi ikili dünyanın zorunluluğuna inandıran Batılı düşünce yapısından kurtularak okuma eylemini tevhidi bir düzleme çekebiliriz ancak.

YAZAN: AYŞENUR NARBOĞA