Çocuk kitaplarında sembol arayanların unuttuğu hakikat: tohum

Son zamanlarda çocuk kitaplarında, çocuk medyasında ve oyuncaklarında zararlı içerikler olduğu ile ilgili paylaşımlar okuyoruz. Bu paylaşımların ortak motivasyonu cinsel ve şiddet içerikli ürünleri ifşa etmek ve halkı bilinçlendirmek. Temel argümanları küresel piyasanın nesli ifsat etmeye çalıştığı yönünde. Bu paylaşımların hareket planı ise doğrudan veya subliminal olarak ürünlere yerleştirilen cinsellik ve şiddet unsurlarını olduğu gibi paylaşmak. Bu paylaşımları yapanların ve bu paylaşımları büyük bir ilgiyle takip edenlerin çoğunun muhafazakar hesaplar olduğu anlaşılıyor.  Bir araya gelip halkı “dış mihraklara karşı” uyanık olmaya davet ediyorlar.

Tüm bu çaba çocukları ve gençleri korumak isteyen iyi niyetli insanların gayretleri gibi okunabilir ama maalesef işin seyri iyi niyetin kötü sonuçlar doğurduğu yönünde.  Kerih ve sakıncalı ürünleri paylaşarak görsel bir kirlilik oluşturduklarının farkında bile değiller. Bu görsel kirliliğin içinde cinselliği ile öne çıkan oyuncaklar, çeşitli lgbt sembolleri, gayri ahlaki ifadeler ve resimler, yer altı dini örgütlere ait bilgiler vs var. Baktıkları her şeyde bu tür sembolleri arar hale gelmiş bu zevat bilinçaltını kirletmek isteyen dış mihraklara karşı uyanık olmaya çalışırken maalesef kendi bilinçaltlarını kirlettiler. Öyle ki gökte sözünü ettikleri sembollere benzeyen kendi halinde bir bulutçuk görseler bunu bile tehlike sinyali olarak görecek duruma gelmişler. Dahası yıllarca din adına, ahlak adına kalem oynatmış yazarların eserlerine “pedofili” yakıştırması yapmaya kadar vardırdılar işi.

Pornografinin çok ciddi bir hız kazandığı doğru, cinselliğin gündelik dilin sınırlarına indiği de doğru, küresel şirketlerin şiddet ve cinsellik içeren ürünlerden büyük paralar kazandığı doğru, cinsiyetsizliğin veya çok cinsiyetçiliğin yeni dünyanın yeni modası olmaya doğru gittiği doğru ama nesli ifsat eden şey tek başına bu cinsiyet/ cinsellik meselesi değil.

Bakara Suresi 205. ayette “ekini ve nesli helak edenler” ifadesi yer alır. Burada ekin olarak tercüme edilen hars kelimesi esasen İbn  Haldun’un da çok iyi anlattığı gibi medeniyettir modern ifadeyle söyleyecek olursak kültürdür. Ekin demek yani insanın bizatihi topraktan elde ettiğidir, onun temel besini olduğu kadar onun yaşayışının, kültürünün de özetidir. Bu ikisi birdir. Ekini mahvedersen nesil de ona bağlı olarak mahvolur, bozulur. Temel yasa budur.

Hâl böyle iken yukarıda sözünü ettiğimiz hesapların yapmaya çalıştığı şey sadece cinsellikle “kafayı bozmaktır”. Amiyane bir tabir olduğunun farkındayım ama daha nazik bir ifade için kendimi zorlayamıyorum. Yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya kadar ağzımıza giren her lokma ifsad edilmişken, tarım ve hayvancılık yok olmaya yüz tutuyorken, her bakımdan ülke olarak dış pazarın belirlediği  fiyatlara ve kredilere boyun eğiyorken, Amerikan ve Batı harsının/kültürü medyamızı yönetiyorken nesli helak eden şeyin sadece oyuncaklardaki ve kitaplardaki gizli semboller olduğunu söylemek meseleyi eksik anlamak demektir. Baktıkları şeyde görmeye çalıştıkları ve bulduklarında birer kırmızı kurdele kazanmayı bekleyen bu cin fikirli hesaplar aynı heyecan ve tutkuyla tohumun peşine düşselerdi medeniyetimiz de neslimiz de daha emin ellerde olurdu.

Ayşenur Narboğa