Sümeyye Ceylan ile Söyleşi

Bizde bilim anlayışı da öğretimi de oldukça sıkıntılı. Bilimi öğretiyoruz ama sevdiremiyor muyuz? Sizin eğitimlerinizin farkı nedir?

Şimdiki çocukların dünyasında güzellik yok. Var mutlaka da erken yaşta kaybediyor onu. Çok çabuk büyükler gibi düşünmeyi öğreniyor. Çünkü bizim milli eğitim müfredatımızda öğrenim,kazanımlar, eğitim var ama duygular yer almıyor. Hayatında hiç turna kuşu görmediğinden “uyu da turnalar girsin rüyana” dizesi onun için bir anlam ifade etmiyor örneğin.  “Nar çiçeğini eziyor gibi” ne demek bilmiyor nar çiçeğini bilmediği için. Biz eğitimlerimizde salt bilgi içerikli atölyeler yapmıyoruz, duyguyu daha doğrusu sevgiyi merkeze alarak kalbe hitap eden içerikler hazırlıyoruz. Bunu çok önemsiyoruz. Derslerimiz fen bilgisi ağırlıklı ama biz bilimi sadece laboratuvara hapsetmiyoruz. Çocukları içinde yaşadıkları evrenle tanıştırıyoruz. Günlük hayatta karşılığını bulabilecekleri bir bilim anlayışımız var. Atölyelere birkaç kez düzenli katılan çocuklarda iyileşmeyi görebiliyoruz bu yüzden. Tanıdıkça korkusu gidiyor, sevmeye başlıyor. Bir bağ kuruyor evrenle arasında. O yüzden biz örneğin Orman Kaşifleri Atölyesi’nde velilere şunu söylüyoruz: Her defasında farklı ormana gitmek değil aynı ormana farklı zamanlarda gitmeli çocuk ki değişimi görebilsin, tanımaya ve içselleştirmeye başlasın. Çocuklar için hazırladığımız orman günlüğü, bilim günlüğü kitapları da tamamen bu amaca hizmet ediyor. Günlük tutmak farkındalığı artıran, öğrenmeyi güzelleştiren bir eylem. Kesinlikle çok önemli.

O hâlde “Usturlab Atölye” çocukları anlamak ve onları bilim tarihiyle buluşturmaktan daha fazlası mı demek?

Çocuklara erken yaşta öğretilmesi gereken üç ilim var bizce. Usturlab’ı kurarken de bu üç ilimi merkeze alarak çalışmalar yapmayı planladık. Birincisi astronomi. Çünkü insan olarak bizler gökyüzüyle bağımızı koparmamalıyız. Evrenin içinde nerede olduğumuzu gökbilimlerinden anlıyoruz. Bu merak duygusunun da bir sonucu. Ama maalesef günümüz metrokentlerinde gökyüzünü görmek pek mümkün değil. Her yerin betonla kuşatıldığı bir yerde ilham da gelmiyor çocuklara. Gökyüzüyle bağını koparan çocuklarda sanat, felsefe, hayal gücü de kısırlaşıyor. İkincisi biyoloji ilmi. Yeryüzü, ayağımızın altındaki toprak çocuklar için keşfedilecek büyük bir âlem. Milyarlarca canlı var. Bunlarla olan ilişkimiz var. Ama maalesef şimdiki çocuklar toprağa yalın ayak basamıyor. Karıncadan, küçücük böceklerden dahi korkuyor mesela. Çünkü tanımıyor toprağı ve içindeki canlıları. Tanımadığı için sevemiyor, duyduğu tek şey korku. Usturlab Atölye olarak çocuklar için orman gezileri düzenliyoruz. Bu gezilerde özellikle de kız çocuklarının aşırı hijyenik davrandığı ve en ufak canlıdan korktuğunu üzüntüyle gözlemliyoruz. Üçüncüsü de mantık ilmi. Çok erken yaşlarda mantık ilmini öğretmeliyiz diye düşünüyorum. Çocuklar müzakere ve muhakeme yapabilmeli, analoji kurabilmeli, kıyas yapabilmeli, çıkarımda bulunabilmeli örneğin.

Evet, eğitimizde şekilcilik daha çok ön planda maalesef.

Eğitim sistemimiz her zaman tartıştığımız bir konu ve maalesef halen çok kötü durumda. Ders kitaplarını tek tek inceliyorum ve maalesef yetersiz buluyorum. Ders kitapları çocuklara bilimi, sanatı, edebiyatı sevdirecek türden değil ne yazık ki. Öte yandan öğretmenlerimiz de işin kolayına kaçıyor. Çocuklara fotokopi dağıtarak boşlukları doldurmalarını ve çoktan seçmeli sorulara cevap vermelerini istiyor. Oldukça yetersiz oluyor bu durum. Öğretmenlerimiz maalesef derslerini tasarlayamıyor. Her branşın hatta her branş içinde tek tek konu başlıkların çocukların yaş ve ilgi seviyelerine göre ders ders tasarlanması harika olurdu. Öğretmenlerin bu durağanlıktan bir an önce kurtulması lazım. Bilgi evlerini bu bakımdan önemsiyoruz. En azından oralarda mikro alanda güzel çalışmalar yapılabiliyor. Bizler Usturlab olarak alternatif bir bilim imkanı sunuyoruz çocuklara. Okulların yapamadığını yapıyoruz, çocukları doğaya, canlıya götüyoruz. Okul müfredatına elbette ki uygun ama içinde mantık, sevgi ve sosyalleşmenin sağlandığı bir ortam hazırlamaya çalışıyoruz. Son olarak Kadıköy Kız İmam Hatip’te ilk kez bir astronomi kulübü kurulmasına öncülük ettik. Bu konuda bizi destekleyen insanlar ve veliler ama maalesef eğitimi akademik başarıya indirgeyen ve çocuklarına bir proje gibi davranan velilerin varlığı bizi hem üzüyor hem de yoruyor.

Eğitim tasarımcısı Sümeyye Ceylan Usturlab‘ın kurucusu ve yöneticisidir.