Yaşadığımız yerde neden yaşıyoruz

Yolculuklarımız, yerleşik hayatla birlikte seyrelme gösterir. Göçebe bir hayatınız yoksa veya iş/rızık gereği çok fazla seyahat etmiyorsanız genelde yerleşik hayatın konforundasınızdır demektir. Hayatın yerleşik olanı makbul diyorsanız bu durumun yollarda olmaktan bazı farkları var tabi ki.

“Yaşadığımız Yerde Neden Yaşıyoruz?” kitabı çocuklar için harika bir beşeri coğrafya kitabı özelliğinde. Gezegenimiz gene hatlarıyla anlatıldıktan sonra gittikçe birbirine benzeyen büyük kentlerin özellikleri sıralanıyor. Kısa bir dünya tarihi kitabını da andırıyor denebilir. Göç, iklim, kültür, enerji, kent sosyolojisi, demografik yapı vs. pek çok konuda bilgilendirme yapıyor.

İnsanoğlunun tecrübe ettiği eski yaşam biçimleriyle şimdikinin kıyasını okuduğumuz kitap her nerede yaşarsa yaşasın insanların yaşadığı yere uyum gösterdiğini ve çareler ürettiğini anlatıyor. Tarımsal yaşamdan ziyade kent hayatında daha fazla boy gösterenler için ise tipik  “yerleşik hayat kılavuzu” niteliğinde.

Çok eski dönemleri düşününce insanlar yemek için avlanmak zorundaydı ve yakın mesafeye açılarak kısmi yolculuklar yapardı. Sadece evlerinin olduğu yeri değil avlandıkları için tüm bir araziyi bilirlerdi. Balıkçıkla geçinenler uzun deniz yolculuklarına çıkardı. Yayla zamanları yaylaya, soğuk kapıda görününce de ovaya inerdi insanlar. Yılın belli mevsimleri hasat toplamak zorunda kalanlar yollara düşerdi. Bu türden hayatlar hâlen devam ediyor. İnsanların tabiata bağlı olarak yaşadıkları hayat düzeninin riskleri ve zahmetleri düşünülünce yerleşik hayatın sunduğu istikrar daha caziptir. Kentler inşa edilmeye başlanınca “kente” göç zamanı da başlar.

Gittikçe daha fala insanın istikrarlı bir yerleşik hayat talebi kentleri yormaya başlasa da üstesinden gelecek çareler bulunuyordu. Şehir planlamacıları iş başındaydı. Yerleşikliği ve kalıcılığı sağlamaları gerekiyordu. Başardılar da. Günümüzde artık “akıllı” şehirler bile kuruluyor.

Tüm bu kusursuz görüntünün altında kent insanının günlük koşturmacası saklı. Eskisi kadar yollarda değiller ama şu trafik insanı mahvediyor! Yol, hâlâ bir eziyet. Senelik izinlerde birkaç günlüğüne yapılan tatiller, yerleşik hayatın küçük bir numunesi olan otellere havale edilince konformizm kaldığı yerden devam ediyor. Aslında insanlar eskisinden daha çok ve daha güvenli yolculuklar yapıyorlar ama yine aynı insanlar eski insanlardan daha fazla oturuyor!

O halde hadi toparlanın ve yerleşik hayatın konforuna biraz ara vererek, sadece ayaklarınızla veya bisikletinizle şehrin içinde biraz kaybolmayı deneyin. İyi gelecek!

Yaşadığımız Yerde Neden Yaşıyoruz
Kira Vermond
Büyülü Fener Yayınları