Yasemin Dilbaz Güngör ile Söyleşi

Çocuklara sağlıklı ve temiz beslenme atölyeleri düzenleyen Yasemin Dilbaz Güngör ile sohbetimizi paylaşıyoruz. Yasemin Hanım uzun zamandır Üsküdar’da bulunan Genç Enderun Mektebi’ndeki çocuk ve gençlerle birlikte doğal mutfak çalışmaları düzenleyen kıymetli bir isim.

Sağlıklı beslenme için nereden başlamak gerekiyor?

Bence bu sorunun cevabı kişiden kişiye göre değişir. Kimi hayatından ilk önce paketli ürünleri çıkarır kimisi ilk adımın beyaz unu terk etmek olduğunu düşünebilir. Önemli olan bir yerden başlamak ve elinden geleni yapmak. Bunu yaparken de adım adım yani yavaş yavaş bir yol izlemek gerekiyor. Bir anda herşeyi değiştirmek çok radikal oluyor ve genelde de uzun süreli olamıyor. Kişilerde bıkkınlık, yorgunluk başlıyor. Önemli olan sağlıklı beslenmeyi bir ömre yayabilmek bu yüzden sindire sindire adımlar atılmalı. Kişi zaten doğal ve temiz beslenme ile hayatındaki değişiklikleri fark ettikçe diğer aile üyelerini de etkileyecektir ve böylece bu halka aile, akrabalar vs diye genişleyecektir. Her değişimde olduğu gibi beslenme alışkanlıklarının değişimi de kişinin önce kendisini değiştirmesiyle mümkündür.

Sağlıklı beslenme konusunda en büyük özveri daha çok kadınlarda/annelerde gibi görünüyor. Erkekler/babalar bu işin neresinde sizce? Veya neresinde olmalı?

Evet hakikaten sayıya dökersek anneler bu konuda daha gayretli. Çok nadir baba bu konuda bilinçli, saysak bir elin parmağını geçmez. Bizim Genç Enderun’da her sene velilere yönelik uyguladığımız bir ders programımız oluyor. Burada velilerle buluşup bir sene boyunca yaptığımız dersleri özetliyoruz. Annelerimiz bu derslere babaların da katılımını sağlıyor. Böylece babalarımızda da bir bilinçlenme oluyor tabii ki. Derslerden sonra babaların eve giderken artık daha dikkatli bir market alışverişi yaptıklarını duyuyoruz. Bu da bizim için çok sevindirici tabi. Yine de en önemli etki sağlıklı ve temiz beslenmeye geçmiş annelerin evdeki halleri oluyor. Babalar bu değişimi en kısa sürede fark ediyor ve beslenme konusunu daha da dikkate alıyor.

Düzenli olarak çocuklara beslenme ve kendi yiyeceğini üretme dersleri veriyorsunuz. Bu dersler nasıl geçiyor? Çocukların tepkileri neler?

Yaş gruplarınıda baz alırsak mesela 8-9 yaş, bu eğitimler gerçekten çok güzel dönüşlere sebep oluyor. Üstelik sadece öğrencilerimizde değil velilerimizden de güzel geri dönüşler alıyoruz. Biraz derslerimizin içeriğinden bahsedecek olursak ilk konumuz her zaman paketli ürünlerdir. Paketli ürünlerin içeriklerini inceleyerek çocuklarda farkındalık sağlıyoruz. Böylece çocuklar marketlerdeki ürünler hakkında daha fazla bilgiye sahip oluyor. Hangisi daha az zararlı ise o ürünü tercih etmiş oluyorlar. Yaş grubu gereği çok fazla bir anda alışkanlıklarını değiştirmelerini beklemiyorum. Ne yediklerinin farkına varmalarını sağlamak yavaş ama emin işleyen bir süreç. İkinci olarak da bu paketli ürünlere alternatif sağlıklı tarifler paylaşıyorum. Hem derslerde hem de evde mutfakta uygulayabilecekleri tarifler geliştiriyoruz. Bir süre sonra çocuklardaki damak tadı da değiştiğinden eskisi gibi o paketli ürünleri almıyorlar. Önyargılı oldukları meyve ve sebzeleri tanıyorlar. Ailelerine bu konuda ısrarcı bile olabiliyorlar. Geçenlerde bir öğrencim annesi eve brokoli almadığı için ağlıyordu. Çocuklara uygun ortamı sunarsak aslında sağlıklı beslenmeye pek uzak olmadıklarını fark edeceksiniz. Üçüncü olarak bahçe dersleri yapıyoruz. Daha çok üretip daha az tüketmeyi öğrendiğimiz bahçe derslerinde çöplerimizi ayrıştırıp atık konusunda da bir bilinçlenmeye erişiyoruz. Bu çöplerden temizlik sirkesi yapmayı öğreniyor ya da bahçemize katkı sağlayacak kompostları oluşturuyoruz. Çeşitli köylerden edindiğimiz atalık tohumları dikiyor, mahsül almaya giden serüveni hep birlikte tecrübe ediyoruz. Betonların arasında, uzak kaldığımız toprağa daha bir yakınlaşıyoruz.

Sağlıklı ve organik beslenmeyi çok isteyenler için tamamı uygulanamasa da  en temel beş maddeniz nedir?

Öncelikle bir kez daha belirteyim, her nereden başlarsak başlayalım bunu gerçekten isteyerek ve mutlu olarak yapmalıyız. Paketli ürünleri, rafine şekeri, unu, yağı hayatımızdan çıkarıp doğru olanları yerine koyup hücrelerimizi gerçek doygunluğa ulaştırdıktan sonra aslolanın bu olduğunu fark edip bu hayata kendimizi adapte ediyoruz. Hepsi bu.

Sadece beslenme yetmez!  dersek organik ve sağlıklı bir hayat için hayatımızda başka en gibi değişiklikler yapmalıyız?

Mutlu olduğumuz kişilerle mutlu olacağımız işler yapmak derim. Bunu biraz açacak olursam çok stressli ve yapılandırılmış bir hayat yaşıyoruz. Sadece yediklerimiz değil yaşadığımız hayat da çok sun’i, çok yapay. O yüzden mutlu olmak çok zor, huzur, sevgi, güven ortamları oluşturmak çok zor. Beslenmenin ruh sağlığı ile olan ilişkisi malumdur; bu sebepten yediklerimiz kadar yaşadığımız hayatın da organik olması gerekir. Mutlu olduğumuz işleri yapmak bu açıdan çok önemli. Çocuklara da hep bunu söylüyoruz.